10 Mart 2010 Çarşamba

11 Mart 2010






































Bugün 11 Mart 2010   25 R.Evvel 1431 Şubat: 26 Kasım 124 İmam-ı Cafer Sadık'ın Vefatı (765)-Kocakarı Soğukları-Karlova, Fındıklı ve Ilıca'nın kurtuluşu (1918)


HADİS-İ ŞERİF


 


İnsanların içinde geğirmekten uzak dur. Şüphesiz dünyada en çok tok olanlar, ahirette en uzun açlığı çekeceklerdir. (Tirmizi).


 


ÎTİKÂD:    AMEL DEFTERİ


Amel defteri; insan ömrünün hulâsasıdır. Dünyada yaptığı ve her gece ve gündüz meleklerin kaydettikleri sayfalardan bir defter-i kebîr veya onun bilançosu gibi bir sayfaya yazılmış hulâsası vesîkadir.


İnsanın bir işini sağ eliyle yapması, sağlam, dürüst, kendi lehinde ve iyi yapması; sol eliyle yapması da ar­kaya atması ve ihmal etmesi, başkasından umması ma­nalarını ifâde eder. Onun için sevapları yazan melekler sağda, günahları yazan melekler solda denildiği gibi, melek sağdan gelir şeytan soldan gelir denilir.


İnsanın mesuliyeti kendi iradesi ile işlediklerine bağlı­dır. Bu cihetle insan hayır veya şer, sevab veya günah iş­lerken, kendi isteği ile yaptığı için sağındaki ve solundaki meleklere -kâtibine emreder gibi- emredip defterine yazdırdığından kendisi yazmış ve kaydetmiş demek olur.


Eğer o yazdırdığı şeyler, ileride Hakk'ın huzurunda yüzünü kara çıkarmayacak, kârlı, sâlih, doğru dürüst ameller ise o defter kendi lehinde sağlam, mu'teber, hesabına güzel yazı ile yazılmış bir defter olur, onu sağ eliyle alır.


Böyle olmak için her gün Allah'a karşı kendi vicda­nında kendi hesabını görmeli ve ona göre de yarın için hazırlık yapmalıdır.


Vicdanında her gün kendini Hakk'a karşı muhasebe etmeyen kimse, Allah'ın emri çerçevesinde doğru yap­mayan, eğriyi doğru, doğruyu eğri yapmaya kalkışarak defterini kötü amellerle doldurtan kimse defterini ters tutmuş, solak yazmış ve yazdırmış demektir. Bu kimse defterini sol eliyle alır.


Halbuki meleklerin tuttuğu zabıt onun aleyhinde ola­rak, muameleyi olduğu gibi göstermiş ve ona imza etti­rilmiş olduğundan; sağlam, doğru ve mu'teber bulun­duğundan, o kimse de kendinin düşmanı gibi aleyhinde olmak üzere tescîl ve imza etmiş, ters yola gitmiş oldu­ğunu o gün anlamış olur.


 


FIKRA


 


Hoca, günlerden bir gün evine dönerken büyük bir konağa bir sürü insanın girip çıktığını görmüş


Konaktan çıkanlardan birine yaklaşıp içerde neler olduğunu sorunca, adam: “düğün var” demiş


Düğün lafını duyan Hoca’nın gözünde kızarmış tavuklar, hindiler, tepsi tepsi pilavlar canlanmaya başlamış Hemen oradan boş bir kâğıt bulup bir zarfa koymuş, sonra da doğru konağa gitmiş Uşaklardan birine: “Efendini göreceğim, çok saygı değer birinden mektup getiriyorum” demiş


Uşak hemen Hoca’nın önüne düşmüş, onu efendisinin huzuruna çıkarmış Hoca “Şenliğiniz mübarek olsun Zamansız geldiğim için bağışlayın” deyip, mektubu vermiş Ve hemen ilk davette sofraya çökmüş, derhal iştah ile atıştırmaya başlamış Düğün sahibi Hoca’nın getirdiği zarfı bir zaman elinde evirip çevirdikten sonra, “Efendi, bir yanlışlık olmasın Bu zarfın üzeri yazılı değil” diye sormuş


Hoca da başını sofradan dahi kaldırmadan cevap vermiş:


- “Kusura bakmayın efendi hazretleri, biraz aceleye geldi Esasında onun içi de yazılı değildir!”


GÜNÜN SÖZÜ


 


Dostlarımla beraber olduğum zaman yalnız değilim. O dakikadan sonra da iki kişi değiliz. Pisagor


YEMEK MENÜSÜ


·   Yayla çorbasi


·   Soslu Tavuk Pirzola


·   Makarna


·   Rus Patatesi Salata


ÇOCUĞUNUZA İSİM


Erkek: ULUERKAN: (Tür.) Er. - Saygın, yüce, soylu kimse.


Kız: TEKMİLE: (Ar.) Ka. - Kemale erdirme. Bitirme, bitirilme, tamamlanma, tamamlama. Tam, eksiksizce, bütün, hep.


MANİ


 


Entarisi al basma
Alıp duvara asma
Sen benimsin ben senin
Ellere kulak asma


KARİKATÜR


 


BİLMECE


Hostesler neden havada dedikodu yaparlar?


Cevabı Yarın.      


Dünkü Cevap: Gün verilir




 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İzleyiciler