3 Mart 2010 Çarşamba

4 Mart 2010






































Bugün 4 Mart 2010     18 R.Evvel 1431 Şubat: 19 Kasım 117 Sultan Salahattin Eyyubi'nin vefatı (1193)-Abdülmecid Efendi'nin sürgün edilişi (1924)


HADİS-İ ŞERİF


 


Bütün inanlar hasedçidir. Ancak diliyle onu ifade ve eliyle de gereğini yapmadıkça hased, hasedçiye zarar vermez. (Ebu Nuaym)


 


SALÂHADDÎN EYYÛBÎ


Salâhaddîn Eyyûbî, bir muhasara sırasında istirahat et­mekte iken muhafızlardan biri çadırına girip başına bıçak­la vurur. Darbenin tesiriyle derhal yatağından fırlayan Sa­lâhaddîn Eyyûbî, adamın silahını elinden alarak onu za­rarsız hale getirir. Bu sırada bir diğeri içeri girip hücum eder. Bununla uğraşırken üçüncü bir şahıs da saldıranın yardımına gelir. Bu sırada kumandanlardan biri de Salâ­haddîn Eyyûbî'nin yardımına koşar. Salâhaddîn Eyyûbî hasmına galip gelerek, kumandanla beraber üçüncü şah­sı canlı ele geçirirler. Yapılan tahkîkâttan sonra saldıran­ların, Bâtinîlerin İsmâilî koluna mensup fedailer oldukları ve Halep'te bulunan emirlerinin emriyle geldikleri anlaşılır.


Bâtinîler, başlangıcından beri her devletin meşhur şahsiyetlerine saldırmaktan geri durmamış ve Nizâmül-mülk gibi nice kimseleri öldürmüş, zamanlarında bulu­nan en kuvvetli sultanların dahi huzurunu kaçırmışlar ve hiç kimseye de mağlup olmamış idiler.


Sultan Salâhaddîn bu kan dökücü topluluğun serlerini defetmeyi, lâyık olmaya çalıştığı insanların koruyucusu mevkiinde bulunmasının gereği olarak görüyordu. Ha­zırladığı bir kuvvet ile Bâtinîlerin sığındıkları dağa yürü­dü. Girdiği her mücâdeleyi kazanarak bir haftada düş­manın idare merkezine vardı ve Bâtinîleri tövbe ettirdi. Hatta kalplerine o derece dehşet ve korku verdi ki Sa­lâhaddîn Eyyûbî'nin hayatı boyunca daha hiçbir suikas­ta cesaret edemediler.


BİR SULTANIN DÜNYADAN GÖTÜREBİLDİĞİ ŞEY: KEFEN


Haçlılara karşı zaferleriyle hristiyanların dahi takdir ve hayranlıklarını kazanan meşhur Salâhaddîn Eyyûbî 4 Mart 1193 tarihinde Şam'da vefat etmiştir. Son hasta­lığında kapısının önündeki devlet bayrağını kaldırtıp, onun yerine aynı direğe kefenini astırmış ve bu hazin işe memur ettiği bayraktar, avazı çıktığı kadar durma­dan bağırarak şu acı gerçeği ilân edip durmuştur:


'Sultan Salâhaddîn'in dünyadaki fetihlerinden âhirete götürebileceği şey işte bu kefenden ibarettir!'


 


FIKRA


 


Nasreddin Hoca pazara giderken mahalleden şakacı biri yanına gelip:


- “Efendim akşam uyurken fare ağzıma kaçtı. Bunun çaresi nedir?”


- “Çaresi kolay demiş Nasreddin Hoca, acıkmış bir kediyi ağzınıza sokup yutun!”


GÜNÜN SÖZÜ


 


Düşmanının yoksa, dost bakımından da aynı durumda olmalısınız. E.Hubbard


YEMEK MENÜSÜ


·   Mercimek çorbası


·   Kuru Fasulye


·   Pilav


·   Salata veya Turşu-Ayran


ÇOCUĞUNUZA İSİM


Erkek: ULUÇ: (Tür.) Er. 1. Selçuklular döneminde Türk beylerine verilen unvan. 2. Ünlü Türk denizcisi Uluç (Kılıç) Ali Paşa'nın adı.


Kız: TENNURE: (Tür.) Ka. - Teni nur gibi aydınlık, berrak olan güzel.


MANİ


 


Motor almış seksene
Bin üstüne gezsene
Motor güzeldir amma
Bak üstündeki serseme


KARİKATÜR


 


BİLMECE


Hangi kanun insanları yargılamaz?


Cevabı Yarın.      


Dünkü Cevap: Her ikisi de sıfırı gösterdiği zaman, insanlar titrer



 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İzleyiciler