23 Ağustos 2010 Pazartesi

28 Temmuz 2010

















































R~U~K~H~S~A~N~A - we are different from Others !!!...












R~U~K~H~S~A~N~A - we are different from Others !!!...






























Bugün 28 Temmuz 2010 16 Şaban 1431 Temmuz: 15 Hızır 84 I.Dünya Savaşı'nın Başlaması (1914)-Ankara Savaşı (1402)-Sultan II.Mahmud'un tahta çıkışı (1808)


HADİS-İ ŞERİF


 


Biriniz dua ederken, Allah'u Teala'ya hamd'u sena ederek başlasın, sonra Rasulullah (S.A.V.)'e salat okusun, sonrada dileğini istesin. Ravi: Tirmizi, Da'avat 66 - Ebu Davud, Salat 358


 


YEMEĞE BAŞLARKEN BESMELE


Yeme - içmeye besmele ile başlamak, kalkarken de Allah'a hamd ile kalkmak yemek âdâblarındandır. Böyle yapmak, kişinin yemeğinin bereketli olmasına ve şeytanın uzaklaşmasına sebep olur.


Ashâb-ı Kiram Resûlullâh'a, "Yâ Resûlallâh! Biz yedi­ğimiz halde doymuyoruz." dediler. Resûlullâh (s.a.v.) "Herhalde siz yemeğinizi ayrı ayrı yiyorsunuz." buyur­dular. Sahabe, evet, deyince Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Yemeğinizin etrafına toplanınız ve besmele çekiniz. Böyle yaparsanız Allâhü Teâlâ ye­meği size bereketli kılar."


Câbir bin Abdullah (r.anhümâ) Peygamber Efendi-miz'in (s.a.v.) şöyle buyurduğunu rivayet etti: "Bir kimse evine girerken ve yemek yerken besmele çekerse, şeytan, kardeşlerine, arkadaşlarına bu gece (Allah'ın ismi zikredildiği için) size ne kalacak yer var, ne de akşam yemeği var, der. Şayet o kimse eve girerken besmele çekmezse şeytan, yardımcılarına, gece kal­mak için burada yeriniz var, der. Yemek yerken de besmele çekmezse, bu gece hem kalacak yeriniz, hem de akşam yemeği var, der."


Hz. Huzeyfe (r.a.) anlatıyor: Biz Resûlullâh (s.a.v.) ile beraber bir sofranın etrafında bulunduğumuzda Resû­lullâh (s.a.v.) yemeğe başlamadan biz de ellerimizi uzat­mazdık. Yine bir gün yemek için toplanmıştık. O esnada bir bedevî geldi sanki eli sofraya doğru süratlice itiliyor­du. Elini sofraya uzatınca Resûlullâh (s.a.v.) hemen onun elini tuttu. Biraz sonra küçük bir kız geldi sanki onun eli de sofraya doğru sür'atlice itiliyordu. Tam elini yemeğe uzatırken Resûlullâh (s.a.v.) onun da elini tuttu ve şöyle buyurdu:


"Şeytan, besmele çekilmeyen yemekten yiyebilir. Şeytan bu yemekten yiyebilmek için bu bedevî ile geldi, ben elini tuttum. Bu yemekten yiyebilmek için bu kız çocuğu ile geldi, onun da elini tuttum. Nefsim kudre­tinde olan Allah'a yemin ederim ki, bu adam ve kızın elini tuttuğum zaman şeytanın eli de benim elimde idi."


 


FIKRA


 


Temel karayollarında şantiye şefi olmuş. Kar-kış demeden dağlarda koşturuyor. Bir gece arabasıyla şehre inmeye niyetlenmiş ama yolunu kaybetmiş. Bakmış yakında bir ışık var, gidip kapıyı çalmış. Güzel bir hanım çıkmış karşısına. Temel, “Çok özür dilerim hanımefendi, ben karayolları şantiyesinde şefim. Dağda yolumu kaybettim. Bir sakıncası yoksa beni bu gece misafir edebilir misiniz?” demiş. “Tabii...” demiş kadın, ”... buy’run içeri.” Önce Temel’in önüne güzel bir yemek koymuş. Derken sohbet açılmış. Temel dağdaki yalnızlıktan yakınırken, kadın eşi Almanya’da çalıştığı için kendisinin de çok uzun zamandır yalnız olduğunu anlatmış. Sohbet ilerledikçe, üzerine daha rahat bir kıyafet giyen kadın sık sık soruyormuş Temel’e, “Bakın Temel bey, bir kadın ve bir erkek bu evde yalnızız. İstediğiniz bir şey varsa çekinmeyin söyleyin.” Ama Temel’de kadının mesajını anladığını gösterir en ufak bir hareket yok. Kah su istiyormuş, kah çay. Saat gece yarısını geçip Temel artık uyumak istediğini söylediğinde kadın onun yatağını hazırlayıp üzerine yalnızca iç çamaşırıyla dikilmiş karşısına: “Benden istediğiniz bir şey var mı?” Temel, teşekkür edip iyi geceler diledikten sonra vurmuş kafayı uyumuş. Sabah kalktığında kahvaltısı hazır. Ev sahibi hanım da kapının önünde hayvanları yemliyor. Temel bakmış 1 tavuk, 5 tane horoz var. Sormuş: “5 tane horoz 1 tavuğa çok değil mi?” Kadın cevaplamış, ”Siz onların öyle horoz gibi göründüğüne bakmayın. Onların biri gerçek horoz, diğerleri karayollarında şantiye şefidir!..”


GÜNÜN SÖZÜ


 


Kıyıyı gözden kaybetmeye cesaret etmedikçe insan yeni okyanuslar keşfedemez.  Andre Gide


YEMEK MENÜSÜ


·   FIRIN PİLİÇ


·   PİLAV


·   ÇOBAN SALATA


·   SPANGLE


ÇOCUĞUNUZA İSİM


Erkek: SİPAHİ: (Fars.) Er. - Osmanlı İmpa-ratorluğu'nda tımar sahibi bir sınıf atlı asker.


Kız: SİNCAN: (Tür.) Ka. - Gülgillerden, Doğu Anadolu bölgesinde yetişen, kırmızı ya da kan kırmızısı renkte çiçekleri olan çok yıllık ıtırlı bir bitki.


MANİ


 


Benim saçlarım uzun
Uzun diye örmezler
Beni sana Sevdiğim
Hısım diye vermezler


KARİKATÜR


 


BİLMECE


Alçacık boyları. Kadife donlu.


Cevabı Yarın.


Dünkü Cevap: (Karpuz)

   

 

 


R~U~K~H~S~A~N~A - we are different from Others !!!...






R~U~K~H~S~A~N~A - we are different from Others !!!...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İzleyiciler

Blog Arşivi