10 Ağustos 2010 Salı

4 Temmuz 2010

 











































Bugün 4 Temmuz 2010   22 Recep 1431 Haziran: 21 Hızır 60 Barbaros'un Vefatı (1549)-Sultan Vahidüddin tahta çıktı (1918)-Cihan Pehlivanı Koca Yusuf'un vefatı (1898)-ABD'nin kuruluşu (1776)-Karamürsel'in kurtuluşu (1921)


HADİS-İ ŞERİF


 


-Hükümdar,Allâh' ın adl ve emânının yerde gölgesidir.()


 


CİHAN PEHLİVANI KOCA YUSUF


Dünyâya "Türk gibi kuvvetli" sözünü söyleten Koca Yusuf, 1858'de Şumnu (Bulgaristan)'da doğdu. Delior­man Türklerinden olup, dedeleri de pehlivandı. Yağlı güreşi önce Şumnulu İsmail Pehlivan'dan, daha sonra da Kel İsmail'den öğrendi. Aliço'dan sonra genç yaşla­rında Kırkpınar başpehlivanı oldu. Adalı Halil, Hergeleci İbrahim, Kantarcı Halil, Şumnulu Rüstem, Çolak Mümin gibi güreşçilerle müsabakalar yaptı ve üstünlüğünü dâima ispat etti. Başpehlivanlardan Kurtdereli, Koca Yusuf'un gücünü şöyle anlatır:


"Koca Yusuf güreşte elini insanın omzuna dayadığı zaman hiçbir el esnemesi hissedilmez. İnsan ne kadar güçlü olsa elin gene kendine göre bir esnemesi vardır. Halbuki o elini dayayınca sanırsın ki insanın omuzuna bir hatal direği dayadılar. Hem de bu dayanan direği sanki arkadan bir lokomotif itiyor..."


Koca Yusuf, 1897'de bir Fransız tüccarın yardımıyla Paris'e gitti. Bütün rakiplerini yendi. Sânı bütün dünyâya yayıldı ve Amerika'ya davet edildi. 1898 yılında Ame­rika'ya gitti. Amerika'da yaptığı bütün müsabakalarda rakiplerini yenen Koca Yusuf, karşısına büyük iddialarla çıkan ve "Amerika şampiyonu" unvanını taşıyan Ro-bert'ı yenerek dünyâca meşhur oldu.


Koca Yusuf, Türkiye'ye dönmek üzere New York'tan 2 Temmuz 1898 Cumartesi günü ayrıldı. Fransız band-ralı "La Bourgogne" transatlantiği Atlas okyanusunda, 4 Temmuz 1898 Pazartesi günü sabahı sis içerisinde giderken, İrlanda bandıralı bir yelkenli ile çarpıştı ve 20 dakika içinde battı.


Kazadan kurtulabilenlerden bazılarının anlattığına göre Koca Yusuf, kadın, yaşlı ve çocukların sallara bin­melerine bizzat yardımcı olmuş ve beklemiştir. Kendisi de bir sala tutunup binerken ağırlığından do'ayı bata­cağı hissine kapılanlar ellerini bıçak darbeleriyle kesip binmesine mâni olarak onu ölüme terk etmişlerdir.


 


FIKRA


 


Temel yurt dışında bir göl kenarında oturuyordu. Gölde avlanmak için, ruhsat gerek. Bir gün elinde olta, yem torbasıyla sahile doğru yürürken, bekçi yaklaşıp sordu: “Ruhsatınız var mı?” Temel yanıtladı: ”Paluk tutmayrum çi...” Görevli “Ama tutacaksınız?” Temel’den bir yanıt daha: “Pelçi tutarum, pelçim tutmam daa!..” Temel göle ulaştı. Kıyıya oturdu, oltaya yem taktı ve suya attı. Cebinden ruhsatı çıkardı: ”Şimdi tutayrum!..”


GÜNÜN SÖZÜ


 


O şekilde yaşamalısın ki, öldüğün zaman tabutçu bile matem tutsun. Mark Twain


YEMEK MENÜSÜ


·   İZMİR KÖFTE


·   SOS.MAKARNA


·   ÇOBAN SALATA


·   MEYVE


ÇOCUĞUNUZA İSİM


Erkek: SIBGATULLAH: (Ar.) Er. - Yaratıcı gücü, kuvveti olan Allah'ın kulu.


Kız: SEZER: (Tür.) - Duyar, hisseder, anlar. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.


MANİ


 


Kırmızı gül ol da gel
Bardaklara dol da gel
Sen beni alamazsın
Öğretmen ol da gel


KARİKATÜR


 Karikatür


BİLMECE


Açarsam dünya olur yakarsam kül olur


Cevabı Yarın.


Dünkü Cevap: (Mektup)




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İzleyiciler

Blog Arşivi